

ISSN 1300 - 0225
EGE
TARIMSAL ARAŞTIRMA
JOURNAL
OF AEGEAN AGRICULTURAL


ISSN 1300 - 0225
EGE
TARIMSAL ARAŞTIRMA
JOURNAL
OF AEGEAN AGRICULTURAL
Agrobacterium
tumefaciens Yoluyla Bitkilerin
Tokak
157/37 Arpa Çeşidine Farklı Doz, Süre ve Sıcaklıkta
Yapay
Tohumlanmış ve Doğal Çiftleşmiş Bal Arısı (Apis mellifera) Ana Arılarının
Bazı Özellikler Bakımından Kıyaslanması
Farklı
Üretim Tekniklerinin Arı Sütü
Ege
Bölgesi Sulu ve Kuru Şartlarda Ana Ürün Susam
Dokuz
Kendilenmiş Mısır Hattının Diallel Melezlerinde
Mısır
Sap ve Koçan Kurtlarına (Ostrinia
nubilalis Hübn., Sesamia
Gerçek
Tohum Kullanarak Patates Üretimi
Türkiye’nin
Sideritis Türleri Üzerinde
Funguslarda
Paraseksüel Yaşam
Agrobacterium
tumefaciens - Mediated
The
Effects of Different Doses of EMS (Ethyl
Methane Sulphonate)
Comparisons
of Some Characteristics of Queen Honeybees
Effects
of Different Techniques
Main
Crop Sesame and its Problems under Irrigation and Dryland
Inheritance
of Some Agronomic Traits in a Diallel
Determination
of Suitable Plant Growth Stage for Artificial Infestation
Potato
Production From True Seed
Chemotaxonomical
Studies on the Sideritis Species of Turkey
Parasexuality
in Fungi
Agrobacterium tumefaciens YOLUYLA
BİTKİLERİN GENETİK TRANSFORMASYONU
Kenan TURGUT
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Tarla Bitkileri Bölümü
Antalya-TURKEY
ÖZ : Bu derlemede Agrobacterium tumefaciens yoluyla bitkilerin genetik transformasyonu ve gen transfer mekanizmas
ı anlatılmıştır. Ayrıca bitkilere gen transferinin önemi ve sorunları tartışılmıştır.
Anahtar sözcükler : Agrobacterium tumefaciens,
genetik transformasyon.
Agrobacterium tumefaciens - MEDIATED
GENETIC TRANSFORMATION OF PLANTS
ABSTRACT : In this review, Agrobacterium tumefaciens-mediated transformation of higher plants and gene transfer mechanism were presented. Also, the importance of gene transfer to plants and the problems were discussed.
Keywords : Agrobacterium tumefaciens, genetic transformation.
TOKAK 157/37 ARPA ÇE
ŞİDİNE FARKLI DOZ, SÜRE VE SICAKLIKTAUYGULANAN EMS (Ethyl Methane Sulphonate)' IN M
1 BİTKİLERİNİNBAZI ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE ETKİSİ
Ali ŞENAY
TAEK, Ankara Nükleer Ara
ştırma ve Eğitim Merkezi. Ankara-TURKEY
Günal AKBAY, C. Ya
şar ÇİFTÇİ, Saime ÜNVER Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi,Tarla Bitkileri Bölümü. Ankara-TURKEY
ÖZ :
Bu araştırma, arpada mutagen olarak kullanılan EMS' ın değişik dozlarının, farklı uygulama ortamı sıcaklıklarında ve farklı sürelerde uygulanmasının, M1 bitkilerinin çeşitli özellikleri üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla ülkemizde yaygın olarak üretimi yapılan Tokak 157/37 arpa çeşidi, EMS (Ethyl Methane sulphonate)' ın 0,002 ve 0,004 dozları, 20 ve 30 oC uygulama ortamı sıcaklıklarında, 6 ve 12 saat uygulama süreleriyle uygulanmıştır. Bu araştırmanın sonuçları farklı uygulama ortamı sıcaklığında, farklı sürelerle ve değişik EMS dozları uygulanan Tokak 157/37 arpa çeşidinin M1 bitkilerinde çıkış oranı, ilk yaprak uzunluğu, fide boyu, kök uzunluğu ve tohum tutma oranı üzerinde genellikle önemli ve olumsuz etkiler oluştuğunu göstermektedir. Bu bulgulardan yararlanarak mutant bitkilerin M1 generasyonunda kolaylıkla belirlenebileceği anlaşılmaktadır.
Anahtar sözcükler :
Tokak 157/37 arpa çeşidi, Hordeum vulgare L., mutasyon ıslahı, EMS, doz, uygulama ortamı sıcaklığı, uygulama süresi.
THE EFFECTS OF DIFFERENT DOSES OF EMS
(Ethyl Methane Sulphonate) APPLIED DIFFERENT DURATION AND TEMPERATURES ON SOME CHARACTERISTICS IN
M1 PLANTS OF TOKAK 157/37 BARLEY VARIETY
ABSTRACT :
This research was to determine the effects of different doses of EMS which was applied at various periods and under different treatment conditions temperatures on some characteristics of M1 plants of two-rowed barley variety Tokak 157/37 which have been produced extensively in our country. On this material, 0.002 and 0.004 doses of EMS at 20 and 30 oC, for 6 and 12 hours were applied. The results of this research have shown that various doses EMS which were applied at different period and conditions have caused significant and negative effects on the characters of emergence rate, first leaf length, seedling height, root length and seed setting ratio (fertility) in M1 plants of Tokak 157/37 barley variety. These results have shown that mutated plants may be observed easily in M1 plants.
Keywords : Tokak 157/37 two-rowed barley variety, Hordeum vulgare L., mutation breeding, EMS, dose, temperature of treatment conditions, period of treatment.
YAPAY TOHUMLANMI
Ş VE DOĞAL ÇİFTLEŞMİŞ BAL ARISI (Apis mellifera) ANA ARILARININ BAZI ÖZELLİKLER BAKIMINDAN KIYASLANMASI
Gülay E
ĞİNLİOĞLUEge Tar
ımsal Araştırma EnstitüsüP.K.9 35661 Menemen, İzmir-TURKEY
ÖZ:Bu çal
ışmada yapay tohumlanmış ve doğal çiftleşmiş ana arılar bazı özellikler bakımından kıyaslanmıştır. Sperma kesesindeki spermatozoid miktarları, yapay tohumlanmış ve doğal çiftleşmiş ana arılar arasında önemli farklılık (P<0,01) göstermiştir. Yumurtlama hızı her ana arının yumurtlama süresi ve toplam sayım süresi dikkate alınarak yumurtlama hızı I ve II (cm2/gün) olarak hesaplanmış yapay tohumlanmış ve doğal çiftleşmiş ana arıların yumurtlama hızı I değerleri arasındaki farklılık önemsiz (P>0,05) yumurtlama hızı II değerleri arasındaki farklılık önemli (P<0,05) bulunmuştur. Doğal çiftleşmiş ana arıların yumurtlamaya başlama süresi mevsim ilerledikçe gecikme göstermiştir.
Anahtar sözcükler
: Bal arısı ,Apis mellifera , ana arı, yapay tohumlama.
COMPARISONS OF SOME CHARACTERISTICS OF QUEEN HONEYBEES
(Apis mellifera) INSTRUMENTALLY INSEMINATED AND NATURALLY MATED
ABSTRACT: In this study instrumentally inseminated (I.I.) and naturally mated(N.M.) queen honey bees were compared .The differences between spermatozoid numbers of I.I. and N.M. queens were statistically significant (P<0,01). The brood productions were evoluated as oviposition rate I and II depending upon the oviposition period and the total brood counting time. Although there was no difference between the values of oviposition rate I of two (P>0.05) ,it was statistically important (P<0,05) between oviposition rate II of I.I. and N.M. queens.The oviposition period of N.M. queens were found to be statistically different (P<0,05) between the two periods of year.
Keywords: Honey bee, Apis mellifera, queen, instrumentally insemination.
FARKLI ÜRET
İM TEKNİKLERİNİN ARI SÜTÜÜRETİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ
İlyas ALATAŞ A. İhsan ÖZTÜRK
Ege Tar
ımsal Araştırma EnstitüsüP.K.9 35661 Menemen, İzmir TURKEY
ÖZ: Çalışma, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü arılığında mevcut arı materyali (A.mellifera anatoliaca) kullanılarak 1993 yılında üç ayrı dönemde yürütülmüştür. Çalışmada, arı sütü üretimi yönünden, mevsimin (ilkbahar, yaz veya sonbahar), koloni yapısının (ana arılı veya ana arısız) ve kullanılan temel yüksük tipinin (balmumu veya plastik) larva kabul oranı ve üretilen arı sütü miktarı üzerine etkileri araştırılmıştır. Bununla birlikte, çalışmada, larva transferinden 48, 60 ve 72 saat sonra gerçekleştirilen hasat zamanının üretilen arı sütü miktarı üzerindeki etkisi de incelenmiştir. İncelenen faktörlerin tümünün larva kabul oranı ve üretilen arı sütü miktarı üzerinde önemli etki gösterdiği saptanmıştır.
Anahtar sözcükler
: A.mellifera, bal arısı, arı sütü, temel yüksük, larva, üretim.
EFFECTS OF DIFFERENT TECHNIQUES
IN ROYAL JELLY PRODUCTION
ABSTRACT: The study was carried out at the beeyard of Aegean Agricultural Research Institute at Menemen, during three different seasons, in 1993. As a genetic material, honeybee, (A.mellifera anatoliaca) colonies exist in the institute, were used. In the study, effects of the season (spring, summer or autumn) colony content (queen right or queenless) and type of cell cup (wax or plastic) were investigated on the acceptance of larvae transfered and quantity of royal jelly produced for commercial royal jelly production. However, the effect of the harvesting time of royal jelly, after transfering of larvae of 48, 60 or 72 hour, was observed on he quantity of royal jelly produced. It was found that all factors had significant effects on the acceptance larvae transfered and quantity of royal jelly produced.
Keywords : A.mellifera, honey bee, royal jelly, cell cup, larvae, production.
EGE BÖLGES
İ SULU VE KURU ŞARTLARDA ANA ÜRÜN SUSAMÜRETİMİ VE SORUNLARI
Turgay D
İZDAROĞLU Ahmet Şemsettin TANEge Tar
ımsal Araştırma EnstitüsüP.K.9 35661 Menemen, İzmir-TURKEY
ÖZ :
Susam (Sesamum indicum L.) ülkemizde önemli bir yağ bitkisidir. Üretilen susam genel olarak helvacılıkta, pastacılıkta ve yağ olarak tüketilmektedir. Ege bölgesi susam üretim alanı 13518 ha ve üretim 8291 tondur. Susam Ege bölgesinde hem ana ve hem de ikinci ürün olarak üretilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Ege bölgesinde sulu ve kuru koşullarda ana ürün olarak üretilen susamın üretim karakteristikleri ve sorunlarının belirlenmesidir. Veriler "çok kademeli örnekleme yöntemi" kullanılarak 76 üreticiden anket yoluyla toplanmıştır. Susamın bölge verim ortalaması sulu şartlarda 78 kg/da olduğu halde uzun yıl denemelerine göre verimin 176 - 221 kg/da arasında olabileceği görülmüştür. Susam verimini sınırlayan bazı sorunlar nedeniyle, üretici şartlarındaki verim değeri, potansiyel olarak kabul edilen verimden (150 kg/da) %48 daha düşüktür. Ege bölgesinde üretimde karşılaşılan ana sorunlar sırasıyla, mevcut çeşitlerin düşük verimli oluşu (%40,13), ekimin serpme yapılması (%16,89), gübreleme (%10,53) başta olmak üzere sulama ve yabancı ot mücadelesi gibi kültürel uygulamaların yeterli düzeyde yapılmaması ve hastalıkların mevcudiyeti olarak sayılabilir.
Anahtar sözcükler
: Susam, Sesamum indicum L., yağ bitkisi, agronomi, ekonomi, maliyet.
MAIN CROP SESAME AND ITS PROBLEMS UNDER IRRIGATION AND DRYLAND CONDITIONS IN AEGEAN REGION
ABSTRACT
: Sesame (Sesamum indicum L.) is one of the important oil seed crops in Turkey. It is used generally for direct consumption and for confectionary e.g. halva, cookies, cakes, and baking, etc. In recent years, the area under sesame is about 13518 ha in Aegean region and the production of sesame seeds in the region is about 8291 metric ton annually. It is produced as both first and second crop. The main objective of this study was to figure out major problems of growing sesame in first crop production season in Aegean region of Turkey. At present the regional average yield under irrigation is about 780 kg/ha, whereas the potential of improved varieties under experimental conditions is about 1760 - 2210 kg/ha. There are some constraints that limit sesame production; therefore, regional production become 48% less than the potential yield which was assumed as 1500 kg/ha. The main problems facing commercial production in Aegean Region are low yield potential of existing varieties, use of land races or primitive cultivars (40,13%) in sesame production, majority of the crop is sown as broadcast (16,89%) under poor cultural practices, inadequate fertilizing (10.53%) and weed control, and prevalance of diseases.
Keywords: Sesame, Sesamum indicum L., oilseed, agronomy, economy, cost.
DOKUZ KEND
İLENMİŞ MISIR HATTININ DİALLEL MELEZLERİNDEBAZI TARIMSAL ÖZELLİKLERİN KALITIMLARI
II. DANE VERİMİ VE VERİM ÖĞELERİ
İsmail TURGUT Süer YÜCE
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Tarla Bitkileri Bölümü Antalya - TURKEY
Metin ALTINBA
ŞEge Üniversitesi Ziraat Fakültesi
Tarla Bitkileri Bölümü Bornova,
İzmir-TURKEY
ÖZ : Dokuz kendilenmi
ş mısır hattı arasında yarım diallel olarak elde edilen melez populasyonda dane verimi ve öğeleri, koçan çapı, koçan uzunluğu, koçanda sıra sayısı ve 100 dane ağırlığı özelliklerinin kalıtımları Jinks-Hayman analiz yöntemine göre incelenmiştir. Tüm özellikler bakımından hem eklemeli hem de dominantlık etkilerinden ileri gelen varyansların önemli olduğu, ancak 100 dane ağırlığı dışındaki özelliklerde dominantlık etkilerinin eklemeli öğeye göre genetik varyansa önemli düzeyde daha fazla katkı yaptığı tahminlenmiştir. Dane ağırlığı dışındaki özellikler yönünden populasyonda beliren heterotik etkilerin önemli olduğu gözlenmiştir. Ebeveynlerde yüksek dane verimi yönündeki dominantlığa karşın verim öğeleri için dominantlığın belirli bir yönünün bulunmadığı belirlenmiştir. Üstün dominantlığın sözkonusu olduğu koçanda sıra sayısı dışındaki özelliklerde tam dominantlığı biraz aşan bir kalıtım tipinin etkili olduğu saptanmıştır. Bitki verimi ve koçan çapının kalıtımlarından en az dört gen grubunun sorumlu olduğu tahminlenirken, koçan uzunluğu ve koçanda sıra sayısı için hesaplanan etkili gen sayılarının beklenenin altında olduğu yargısına varılmıştır. Heterosisin önemsizliği nedeniyle 100 dane ağırlığına ilişkin genetik etken sayıları belirlenememiştir. Diallel melez analizlerinde kalıtım dereceleri ve diğer genetik parametre tahminlerinden elde edilen bulgulara göre, populasyonun erken generasyonlarında verim öğelerinden koçan uzunluğu ve koçan çapı için uygulanacak seçimlerin etkili olabileceği sonucuna varılmıştır. Ortalama değerleri ve genetik yapıları bakımından mısır ıslah programlarında potansiyel olarak kullanılmaya uygun kimi ebeveyn hatlar belirlenmiştir.
Anahtar sözcükler :
Mısır, Zea mays L., diallel analiz, dane verimi, verim öğeleri, kalıtım.
INHERITANCE OF SOME AGRONOMIC TRAITS
IN A DIALLEL CROSS OF MAIZE INBREDS
II. GRAIN YIELD AND ITS COMPONENTS
ABSTRACT : Inheritance of grain yield, ear diameter, ear length, kernel-row number and 100-kernel weight were studied in a nine-parent half diallel cross of maize inbreds (Zea mays L.), using Jinks-Hayman diallel analysis. It was determined that both additive and dominance gene effects were highly significant for all traits studied but the dominance component for all except 100-kernel weight more significantly contributed to genetic variance than additive effects. Heterotic effects for other traits except 100-kernel weight were detected to be considerable. Dominance for high grain yield was observed in parents but it appeared dominance not to be unidirectional for yield components. The values for (H1/D)1/2 showed that the level of dominance exceeded slightly complete dominance for others except kernel-row number which overdominance was present. The number of effective genes was estimated to be at least four controlling the inheritance of grain yield per plant and ear diameter but it was suggested that the estimates for ear length and kernel-row number were somewhat smaller than expected. The number of effective factors were not obtained for 100-kernel weight because of heterosis not to be important. Estimates of heritability and the other genetic parameters from diallel analysis of nine maize inbreds implied that the selections practiced in early generations of cross population for ear length and ear diameter of yield components should be effective. Several parental lines which had potential for the characters of interest were identified to be suitable to use in maize breeding programs with respect to their mean values and the nature of gene action.
Keywords : Maize, Zea mays L., diallel analysis, kernel yields, yield components, heritability.
MISIR SAP VE KOÇAN KURTLARINA (Ostrinia nubilalis Hübn., Sesamia cretica Led., S. nonagrioides Lef.) DAYANIKLI ÇE
ŞİT GELİŞTİRMEDE SUNİ AŞILAMA YAPILACAK BİTKİ BÜYÜME DEVRESİ TESBİTİNermin KOÇ Mehmet Ali TÜSÜZ
Akdeniz Tar
ımsal Araştırma Enstitüsü MüdürlüğüP.K. 39, Antalya - TÜRKİYE
ÖZ : M
ısır kurdu (Ostrinia nubilalis Hübn, koçan kurdu (Sesamia cretica, Led, S. nonagrioides Lef.)'na dayanıklı çeşit geliştirmede suni aşılama yapılacak bitki büyüme devresi tespiti için 1986-1989 yılları arasında 2. ürün ekim sezonunu içeren üç zamanda ekimi yapılan TTM 81-19 çeşidinde yumurta sayımları yapılmıştır. Ergin çıkış periyodunu saptamak için ışık tuzağı kullanılmıştır. Dört yılın toplu değerlendirilmesi sonucu; bir yılda 2-3 döl veren O. nubilalis' in 2. ürün ekimlerinde zararlı olan 2. ve 3. generasyon kelebeklerinin yumurta bırakma için en fazla 7 haftalık bitkileri tercih ettiği, suni aşılama yapılacak bitki büyüme devresinin 6-8 haftalık bitki büyüme devresi olan tepe püskülü çıkarma öncesi - çiçeklenme dönemi olduğu saptanmıştır. Bir yılda 3-4 döl veren Sesamia spp.nin 2. ürün ekimlerinde yıllara göre 2.-3. veya 3.-4. generasyonların yumurta bıraktığı, 2. ve 3. döl sap dayanıklılığı için suni aşılama yapılacak bitki büyüme devresinin kelebeklerin en fazla yumurta bırakma için tercih ettiği 6-9 haftalık tepe püskülü çıkarma öncesi-çiçeklenme dönemi olduğu saptanmış ve son generasyon koçan dayanıklılığı için ise çiçeklenme dönemi ve sonrası olarak sonuçlanmıştır.
Anahtar Sözcükler
: Mısır, Zea mays L., Ostrinia nubilalis Hübn., Sesamia spp., suni aşılama, bitki büyüme devresi
DETERMINATION OF SUITABLE PLANT GROWTH STAGE FOR
ARTIFICIAL INFESTATION IN DEVELOPING CULTIVAR RESISTANT
TO EUROPEAN CORN BORER (Ostrinia nubilalis Hübn.) AND
PING STEM BORERS (Sesamia cretica Led., S. nonagrioides Lef.)
ABSTRACT: During 1986-1989 suitable plant growth stage for artificial infestation with European Corn Borer (ECB) Ostrinia nubilalis Hübn and Pink Stem Borers (PSB) Sesamia cretica Led. S. nonagrioides Lef. was determined by counting egg masses of ECB and PSB for developing resistant corn varieties. TTM 81-19 planted in three times through second croping season. The light trap was conducted to fix ECB and PSB adult emergence period. According to average of the years the results show that, ECB gave 2-3 generations per year. Second and third generation of ECB moths preferred to lay egg masses at the peak of population, when maize plants were only 7 weeks old. Level of infestation rose to a peak between 6 th and 8 th weeks of plant development. For this reason appropriate artificial infestation time was fixed between just before the tasseling and flowering time. PSB gave 3-4 generations per year. When it gave 3 generations, the second and the third, when it gave 4 genarations the third and the fourth generation laid egg masses on the second crop plantings. Second and third generation of PSB moths preferred between 6 th - 8 th week old plant for oviposition. So that,suitable plant stage for artificial infestation is started just before tasseling time and continue to flowering time for evaluation of stalk resistance. Due to the last generations of PSB moths preferred the ears, the appropriate artificial infestation time sould be flowering time and beyond for evaluation of ear resistance.
Keywords: Maize, Zea mays L., Ostrinia nubilalis Hübn., Sesamia spp., artificial infestation, plant growth stage
GERÇEK TOHUM KULLANARAK PATATES ÜRET
İMİ
Nevzat USLU
Atom Enerjisi Kurumu Nükleer Tar
ım BölümüSaray, Ankara-TURKEY
ÖZ : Dünyada en önemli g
ıda bitkilerinden birisi olan patatesin (Solanum tuberosum L.) yetiştirilmesinde geleneksel yol, yumrular ile vejetatif olarak üretimdir. Merkezi Peru' da bulunan Uluslararası Patates Merkezi' nde (CIP) araştırıcılar, 1976 yılından beri gerçek patates tohumu (GPT) kullanarak patates üretimi üzerinde çalışmalar sürdürmektedirler. GPT'den üretilen patateslerin yumrulara göre avantajları arasında; bazı sistemik hastalıkları taşımaması, düşük maliyeti, depolama ve nakliyede kolaylık ve ucuzluğu sayılabilir. Bu makalede GPT' nin ıslahı, üretilmesi, agronomisi ve kullanımına ilişkin bilgiler, ilgili literatürlerin ışığı altında derlenerek sunulmuştur.
Anahtar sözcükler : Solanum tuberosum
L., gerçek patates tohumu (GPT), GPT' nin ıslahı, GPT' nin kullanımı.
POTATO PRODUCTION FROM TRUE SEED
ABSTRACT : Potato (Solanum tuberosum L.), is one of the major food crops in the world,. Traditionally, it is vegetatively propogated by tubers. In 1976 ,the Internation Potato Centre (CIP) started investigations on the use of sexual propagation (TPS) as an alternative to the asexual propagation (seed tubers) of potatoes to increase production in developing countries. Since that time, a large amount of research has been carried out, with major attention given to the areas of breeding, agronomy and physiology to better optimize production and to simplify TPS technology for better adaptation by growers. Major advantages of the use of true seed include low disease transmission by the seed, lower cost, ease of transport and storage. In this article, some information on the breeding, production, agronomy and use of TPS collected from releated literature was presented.
Keywords : Solanum tuberosum
L., true potato seed (TPS), breeding of TPS, use of TPS.
CHEMOTAXONOMICAL STUDIES ON THE Sideritis SPECIES OF TURKEY
I. Sideritis sipylea Boiss., Sideritis perfoliata L.
Mahmure NAK
İPOĞLUDokuz Eylül Üniversitesi E
ğitim Fakültesi Biyoloji BölümüBuca, İzmir-TURKEY
ABSTRACT : The genus Sideritis (Lamiaceae) consists of some 140 species distributed throughout the Mediterranean region. The number of Sideritis species which grow in Turkey is 39 and in our country 32 of that are endemic.
This is a taxonomically difficult genus still requiring extensive experimental investigation.
In this study, two Sideritis species were examined and compared chemotaxonomically and morphologically. In conclusion the characteristic phenolic spots have been found for two species.
Keywords : Sideritis, chemotaxonomy, phenolic compounds.
TÜRK
İYE' NİN Sideritis TÜRLERİ ÜZERİNDEKEMOTAKSONOMİK ÇALIŞMALAR
1. Sideritis sipylea Boiss., Sideritis perfoliata L.
ÖZ : Akdeniz ku
şağında 140 Sideritis (Lamiaceae) türü bulunur. Türkiye'de yetişen Sideritis tür sayısı 39' dur ve bunlardan 32 tanesi memleketimiz için endemiktir.
Taksonomisinde güçlükler olan bu genus üzerinde hala çalışmalara gerek duyulmaktadır.
Bu araştırmada iki Sideritis L. türü kemotaksonomik ve morfolojik bakımdan karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Sonuçta, iki tür için karakteristik olan fenolik lekeler bulunmuştur.
Anahtar sözcükler :
Sideritis, kemotaksonomi, fenolik bileşikler.
PARASEXUALITY IN FUNGI
Necip TOSUN
Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü
35100, Bornova,
İzmir-TURKEYABSTRACT : Parasexual cycle is defined as the recombination of hereditary determinants other than the sexual cycle. It provides a mechanism of recombination of genetic material in microorganisms. It is very important for imperfect fungi in terms of variability. The parasexuality has been found in most organisms tested in the laboratory such as in Aspergillus niger, A. nidulans, Fusarium oxysporum, Ascochyta imperfecta. The parasexual cycle in nature has been estimated to be 500 fold less than the sexual cycle. However, the frequency of parasexual cycle in certain species in laboratory studies is significantly greater in A. nidulans. Vegetative incompatibility may affect formation of a heterokaryon (anastomosis) in nature which is the first essential step in parasexual cycle. Mitotic chromosome maps could be constructed from mitotic crossing over data in addition to breeding of a sexual organisms.
Keywords:
Parasexual cycle, fungi, microorganism, heterokaryon, anastomosis.
FUNGUSLARDA PARASEKSÜEL YA
ŞAM
ÖZ : Paraseksüel ya
şam, seksüel yaşam dışında kalıtsal özelliklerin rekombinasyonu olarak tanımlanmaktadır. Microorganizmalarda genetik materyalin bir rekombinasyon mekanizmasını olanaklı kılar. Seksüel yaşamı bilinmeyen funguslar için yeni ırkların oluşumu açısından çok önemlidir. Paraseksüel yaşam, Aspergillus niger, A. nidulans, Fusarium oxysporum, Ascochyta imperfecta gibi laboratuvarda denenen birçok fungusta bulunmuştur. Doğada ise seksüel yaşamdan 500 kere daha az olduğu tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, laboratuvar çalışmalarındaki belli türlerde paraseksüel yaşamın sıklığı A. nidulans' ta önemli ölçüde yüksek saptanmıştır. Vegetatif uyuşmazlık, paraseksüel yaşamın ilk zorunlu basamağı olan heterokaryon oluşumunu (anastomosis) etkileyebilmektedir. Paraseksüel yaşam yoluyla, amaca uygun yeni fungus ırklarının ıslah edilmesi yanısıra organizmanın genetik haritası oluşturabilmektedir.
Anahtar sözcükler: Paraseksüel ya
şam, microorganizma, fungus, heterokaryon, anastomosis.P.
K. 9 Menemen - 35661 İZMİR
Telefon
Faks
E
- mail
Last Updated on 23.03.2001 By Dr. A.Şemsettin Tan